Bugun...


F. Yılmaz Altunöz

facebook-paylas
KADİR GECESİ BİR MEYDAN OKUMADIR
Tarih: 31-05-2019 14:57:00 Güncelleme: 31-05-2019 14:57:00


Hz. Musa ve Tevrat yeryüzünün en güçlü devletine sahip ve kendini rab kabul eden Mısır hükümdarı Firavun’a bir meydan okumaydı. Öyle ki Firavun anne karnında doğmamış İsrail oğullarının çocuklarını bile kendine muhalif olarak görüyor ve öldürüyordu.

Firavun’un zulmüne uğrayan yani mazlum olan beni İsrail; Hz. İsa döneminde zulmedenler rolünü üstlenmişler. Peygamberleri öldürecek kadar zalimlerden olmuşlardı. Hz. İsa ve İncil’de Yahudilere bir meydan okumaydı.

Ve Hz. İsa’dan yaklaşık 610 yıl sonra yeryüzüne gönderilen Hz. Muhammet Mustafa (sav) ve Kur’an-ı Kerim bir meydan okumaydı. Zamana ve çağlara, küresel bir meydan okumaydı. Evet, Musa ve İsa’nı duruşu bölgeseldi ama son nebinin duruşu küreseldi.

Bir Kadir gecesi başladı bu meydan okuyuş. Ve bu meydan okuyuşun iki görüneni vardı. Birincisi Kur’an-ı Kerim, ikincisi Hz. Peygamber. Bu duruş çıkarcı, ideolojik ve herhangi bir sınıf adına (Köleler, işciler, serfler, kabile resileri, soylular gibi) da değildi. Statüsü ne olursa olsun tüm zalimlere karşı mazlumlardan yana bir ayağa kalkma eylemiydi.

Cinsel sermaye haline getirilmiş kadınlar, diri diri toprağa gömülen kızlar adına meydan okuma. Emeği sömürülen çocuk işciler, özgürlükleri ellerinden alınmış köleler adına meydan okuma. İnanç özgürlükleri ellerinden alınmış, insan zihni ile alay eden ağaçtan, taştan ve tunçtan putlara tapınmaya zorlanan kitleler adına meydan okuma. Kabilecilik/ulusculuk ve ırkçılık adına genç bedenleri toprağa gömen, kadınları dul çocukları yetim bırakan, yüzyıllar süren savaşları durdurmak adına meydan okuma. Egemenlerin iki dudağı arasında olan zindanda veya ölümle son bulacak mazlumların hayatını kurtarmak adına meydan okuma. Alkol ve uyuşturucu ile düşünemez haline getirilen, faiz yükü ile beli bükülmüş insanlar adına meydan okuma. Arenaların, stadyumların, gazinoların kadın rakkaselerin konserleri altında şehvet, haz ve hız köleleri adına meydan okuma. İlahlık ve rablığın başka bir ifade ile egemenliğin yalnızca Allah’a ait olduğunu ilan etmesi adına; bir meydan okumadır Kadir Gecesi; bir meydan okumadır peygamber ve kitap.

Bu meydan okuma yalnızca yerele karşı değildi. O günün güçlü devletleri İran ve Roma’ya karşıda bir meydan okumaydı. Kadir gecesinin yürüyenleri kısa sayılacak bir zaman dilimi içerisinde İran’ı dize getirecekler, İspanya üzerinden Paris’e kadar gidecekler, Orta Asya derinlerine inecekler; zihinsel, kalbi, iktisadi, kültürel ve askeri meydan okumalarını sürdüreceklerdi. Sürdürdüler, meydan okudular ve egemen de oldular.

Eğme, bükme, saptırma, yoldan çıkarma ve tahrif etmek/değiştirmek; şeytan ve dostlarının en önemli silahlarıdır. Şimdilerde Kadir gecesine bir rol biçiliyor. Bu çerçevede bir inanç, aksiyon, eylem ve proje rolünü üstlenen Kadir Gecesinin; bu rolünden soyutlanarak vicdani bir hale getirilmesi ve kitlelere sunulmasına izin verilmemelidir. Bu gece eylemsiz, hedefsiz ve projesiz bir gece değildir. Bu gece eyleme dönüşmeyen dua gecesi de olmamalıdır. Hele acziyetin kabullenildiği, öğretilmiş çaresizliğin yaşam halini aldığı; ümmetin/Müslümanların yerlerde sürünmesinin kader olduğu asla düşünülmemelidir.

Kadir gecesi insanlığa sunulduğu ilk gece gibi; yine enerjik, aşk ve sevda dolu; meydan okumanın tüm özelliklerini bağrında taşıyan bir gecedir. O gecenin beklediği “sözünde duran/duracak kadın ve erkekleri beklediği”  bilinmelidir.

Kadir gecesi bir meydan okumadır; tüm şirk sistemlerine ve çağlara.

         





YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI