bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort alanya escort antalya escort diyarbakır escort
istanbul escort bayan , escort bayan istanbul , şişli escort , kadıköy escort , beylikdüzü escort , sakarya escort escort sakarya
Bugun...


F. Yılmaz Altunöz

facebook-paylas
YILBAŞI VE TEPKİSELLİK
Tarih: 27-12-2020 14:17:00 Güncelleme: 27-12-2020 14:17:00


Türkiye’de yılbaşı 1936 yılında resmi tatil kapsamına alındı. O yıllarda henüz bir Osmanlı toplumu olan ve kurtuluş savaşından yeni çıkmış, düşmanlarından gördüğü zulüm ve katliam hafızalarında tazeliğini korurken; düşmanlarına ait Yılbaşı geleneği; neden yasa ile diğer dini ve milli günlerin bir parçası haline getirildi. Aliya İzzet Begoviç,  “Savaş düşmana benzeyince kaybedilir” demişti. İnanç, felsefe, sosyoloji ve tarih kokan bu tespiti alkışlamamak mümkün değil. Önceki yıllarda yazdığım bir makalenin başlığı “Yılbaşı tatil olmaktan çıkarılsın” idi. Aynı görüşümü sürdürüyorum; yılbaşı tatil olmaktan çıkarılmalıdır.

Yılbaşı sıradan bir gün değil. Bir aydan diğer bir aya geçiş gibi sırdan hiç değil. Yılbaşı inanç sektörü. Yılbaşı bir felsefe. Yılbaşı tarih. Yılbaşı modanın kullarının geçit sahnesi. Yılbaşı tüketim çılgınlığının gecesi. Yılbaşı galiplerin mağluplara sunduğu sunak. Yılbaşı yaşam tarzı. Yılbaşı İslam’ın suç saydığı büyük günahları ajandasında bulunduran bir gece. Yılbaşı Pazar(lama) gecesi özellikle cinselliğin pazarlandığı bir gece. Ve yılbaşı sekülerizmin semavi dinler karşısında zaferini ilan ettiği gece…

Şüphesiz ki yılbaşının tatilleşmesi sürecine alınması; resmi ideolojinin  geleceğe bir projeksiyon tutma  eylemidir. Başlangıçta dar bir çerçevede cumhuriyeti kuran irade tarafından kutlanan bu gece; halktan kopuk ve geniş yığınlardan uzak alanlarda gerçekleştiriliyordu. Aslında bu batılı yaşam tarzının; yılda bir gece değil, toplumun yaşam tarzı haline gelmesi hedefleniyordu. 100 yıl öncesi sosyal hayata tutulan ve dayatılan bu hal; 100 yıl sonrasında başarıya ulaşıyordu. Hedeflenen gerçekleşiyordu.

100 yıl öncesi toplumun günlük hayatında kumar ve türevlerinden olan milli piyango yoktu. Alkol yaygın değildi. Ve nikahsız ilişkilerin kamusal alanda kurulması ve teşvik edilmesi asla mümkün değildi.  O günkü toplumun vicdanı bunları kabul etmesi söz konusu olamazdı. 5 Temmuz 1939 tarihinde kurulan Milli Piyango İdaresinin müşterisi de yaygın değildi. Başka bir ifade ile yüzyıl öncesi toplum; bir avuç insan hariç İslam’ın suç ve günah saydığı bu etkinliklere karşı mesafeliydi. Ataerkil aile yapısının varlığı ve mahalle kültürünün yaygınlığı halkı bu tür davranışlardan uzak tutmaktaydı. Aynı zamanda yılbaşının beraberinde getirdiği davranışa tarzına karşı; hocalar, yazarlar ve kanaat önderleri; yılbaşı yaklaştığında toplumu uyarıyorlardı.

Ancak son 20 yıl değerlendirildiğinde yılbaşlarında işlenen günahlar artık günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir. Alkol, kumar ve türevleri, nikahsız ilişkiler ve tüketim çılgınlığı görsel ve yazılı medya ağlarıyla mezralara kadar ulaşmakta ve müşteri bulmaktadır. Tüm bu gerçekler ortada iken herhalde alışkanlık olsa gerek; ülkemizde bazı insanlar (hocalar, yazarlar, kanaat önderleri vd.) miladi yılbaşı yaklaştığında; bu gece icra edilecek günahlara karşı seslerini yükseltiyor ve tepki koyuyorlar.  

 

Halbuki yılbaşının beraberinde getirdiği suç/günahlar yılda bir kez değil; 365 gün işlenmektedir. Yaşam tarzı haline gelmiştir. Müşterileri kanunların sağladığı güvenlik içerisinde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu olumsuzluklara karşı olduğunu söyleyenler yılbaşlarında değil; her gün ahlak ve hukuk çerçevesinde mücadele içerisinde olmaları gerekmektedir. Günlük hayatlarında; modaya, alkole, israfa, zina ve türevlerine, faize ve inançsızlığa karşı dolaylıda olsa; gerek ekonomik gerekse siyasi olarak destek verenlerin; yılbaşı yaklaştığında ortaya koydukları tepki; ya cehalet ya da riya kokmaktadır. Yılın her gününde yılbaşının beraberinde getirdiği günahlara karşı planı ve projesi olmayanların ve mücadele etmeyenlerin; söz ve davranışlarında riya kokmaktadır.  





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI