Bugun...
SON DAKİKA

KARAKOL YAZICISI

 Tarih: 13-08-2022 16:05:00
NEVZAT GÜLSOY

1980 yıllarının ortası.

Asım, Antalya’da kısa dönem askerlik yapacaktı. Bir gün öncede sıfır araba almıştı. Teklif ondan geldi. 4 arkadaş, direksiyonda ben. Ankara' dan Antalya'ya gittik. Akşam üzeri nizamiyeye teslim ettik. Oradan Denizli’ye geçtik. Gece bir lokantada çorba içtik. Karşımızda üç kişi oturuyor, onlar bize baktı biz onlara. Çıktık onlar da çıktı. Bir reno torosa bindiler. Gece vakit sokaklar sakin, otel arıyoruz. Anladım ki onlar da bizi takip ediyorlar. Önce bir otele vardım. Arkadaşlarım arabada, ben otelci ile konuşuyorum. Baktım ortam biraz değişik kadın, kız... fiyatta yüksek, çıktım. "Ben ahlaken uygun bulmadım!" dedim. Arkadaşlar da; "Yok... yok fiyat olarak uygun bulmamışsındır" dediler. Neyse başka bir otelin önünde durduk, ineceğimiz sıra da önümüzden birisi koşarak geçti, bir anlam veremedik. Otele yazıldık, üçümüz bir odada. Soyunduk, tam yattık. Tak tak kapı vuruldu. "Aç! polis!" açtık, giyindik karakola gittik.

Rutin işlemler, üzerimizde de bir miktar para... Suçumuzu sorduk; Bir mağazanın vitirini kırılmış, televizyon çalınmış. Bizim yanımızda, arabamızda televizyon var mı? Yok ama yine de şüpheliyiz. Sabah da olmuştu biz nezaretteyiz. Öğle oldu acıktık. "Yemek söyleyebilirsiniz" dediler. Köfte geldi, arkasından hesap... 17 porsiyon! Karakolda herkes yerken bekçi evinede göndermiş. Akşam oldu. Yine yemek bu sefer adet yarıya düştü. Gece sigara bitti. Yanımda bir polis, bizim arabayla terminale gidip bir karton sigara alıp geldik. Tabi herkese paket sigara...

 Karakol da hareketli, polis ifade alıyor. Daktilo ile çok yavaş. İlhan müdahale etti iki parmak mı yazıyorsun diye. Poliste "sen biliyormusun?" dedi. İlhan daktilonun başına oturdu. Her ne kadar Fen lisesi çıkışlı, Eczacı ise de Ticaret lisesi mezunu gibi 10 parmak daktilo yazardı. Artık karakolun yazıcısı oldu. Hatta biz gündüzleri nezarethane de yatarken, geceleri yazıcının arkadaşı kontenjanından salonda oturuyorduk. Paralarımız emanette, yemekler geliyor yeniliyor içiliyor komiserden, bekçinin karısına kadar...

 Üç gün oldu sıkıldık. "Suçumuz ne? bırakın, gidelim" diyoruz televizyon çalınmış diyorlar. Ankara’dan genel bilgi toplamadan rapor bekliyoruz diyorlar ve bizi karakoldan Emniyet Müdürlüğü'ne götürdüler. Üçümüz, yanımızda 5 - 6 kişi, bir aynanın karşısına dizdiler. Ben saçımı, sakalımı düzeltirken arka taraftan sesler geliyor. Tecavüz olayı olmuş. Bir kız çocuğu, bizleri aynanın arkasından teşhis ediyormuş. Onlar bizi görüyor, biz göremiyoruz. Benim üzerimde gitti geldi sonra  "yok, değil" dedi. Çok korktum...

 Gerçi korkmama gerek yokmuş olay esnasında biz karakoldaymışız.

Ankara’dan bilgi sorgulamanın sonuçları gelmişti. Üç polis, ellerinde dosya. Dosya dediysem ansiklopedinin, bir cildinin yarısı kadar var. "İçinizde daha önce hiç emniyete düşen, hapis yatan var mı?" dediler. Biz sessiz kalınca; "Bunlar hayatlarında karakolun önünden bile geçmemişlerdir, böyle uslu çocuklar" dedi polisin biri. Diğeri; "İlhan kim lan!" dedi. İlhan bir adım öne çıktı. Ortaya aldılar, bir dövdüler bir dövdüler... İlhan’ın durumunu bilmiyorum ama polislerde derman kalmadı. "Lan şerefsiz Yozgat’tan komünist çıkar mı lan!" dedi. İlhan da inleyerek; "Ben Eskişehir’liyim" dedi.  Polis durakladı; "İlhan Nevzat Gülsoy 1958 YOZGAT değilmisin?" dedi. Hayır, "İlhan Küçük 1957 Eskişehir" dedi. Beni ortaya aldılar ama çok yorulmuştular. Dördüncü gün işlem tamam, gidebilirsiniz dediler.

  Bu yazı 1081 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLANAN HABERLER
  • SON YORUMLANAN VİDEOLAR
YUKARI