Bugun...


Ömer Uzunoğlu

facebook-paylas
ENTERESAN BİR BAKIŞ AÇISI DEĞİL Mİ?
Tarih: 24-05-2019 08:59:00 Güncelleme: 24-05-2019 08:59:00


Farklı ve enteresan yapıya sahip bir toplumuz!

İlke haline getirdiğimiz yanlışlarımızdan birisi de, çevremizde yer alan belli bilgi ve birikim sahibi insanlardan, eş ve dostlarımızdan bir şeyler öğrenmeye ne denli isteksiz olduğumuz gerçeğidir.

İnsan olarak her an öğrenmeye ihtiyaç duyarken, öğrenme hissine açık olmamız gerektiği yerde, kimi zaman kabullenemeyen, kimi zaman utanma duygusu gibi nedenlerle bazen de kendimize yediremediğimiz için çoğunlukla da özgüven ve öz saygıya sahip olamamamız nedeniyle, bunlara ek olarak kıskanmanın etkisiyle kuru bir inat uğruna arkadaşlarımızdan, çevremizdeki bilgi-birikim sahibi insanlardan, dostlarımızdan birşeyler öğrenme noktasında kendimizi adeta kilitleriz.

Sanki kendi kendimize yemin etmiş gibi çevremizdeki yakın kişilerden "öğrenme hususunda" uzaklaşmak, kaçmak isteriz...

Enteresan bir bakış açısı değil mi!

Bu durum elbette her boyutu ile üzücüdür.

Nedeni ise bizimle aynı çevrede yetişen, aynı atmosferi teneffüs eden, aynı ahengi yakalayan, bize yakın olan insanlar bizim içinde doğru ve gerekli insanlardır.

Zaman zaman tıkandığımızda, çaresizlik hissine kapıldığımızda, yanlış davranışlar içerisinde olduğumuz anları daha iyi gözlemlerler ve bize pratik, yararlı çoğunlukla da kolay çözüm yolları tavsiye ederler.

Eğer bu durumu anlayıp, kavrayamayacak kadar yetersiz, gurur, kibir sahibi isek, bizi düzlüğe çıkaracak, yararlı olacak, yaşamımızı kolaylaştıracak pek çok öneriden mahrum kalırız.

Yapı olarak hayatımın bütününde sürekli bir biçimde çevremdeki dostlarımın, arkadaşlarımın tavsiye ve önerilerine açık kalma gayreti içerisinde olmuşumdur.

Bilgi açlığı beni hep yeni şeyler öğrenmeye zorlamıştır.

Dolayısıyla en uzaktan, en yakınımdaki dostlarıma kadar, farklı konularda bilgi sahibi olan insanların daima can-ı gönülden dinlemiş ve her platformda kendilerine saygı duymuşumdur.

Yine hayatın akışı içerisinde kendilerinden "benim kaçırdığım, göremediğim var ise lütfen beni uyarın ve söyleyin" ifadesinde bulunmuşumdur.

Bu yaklaşım biçimimle karşımdaki insanlara kendilerinin önemli birer kişilik olduklarını, öğretecekleri şeylerin bulunduğu hissini sürekli bir biçimde oluşturmuşumdur.

Takdir edersiniz ki insanlar beğenilmeye, ilgi ve alakaya hayatlarının tamamında ihtiyaç duyarlar.

Bu tür davranış biçimleri insanın kendisini geliştirmesi için çok kolay bir yol iken, maalesef çoğunlukla tercih edilmez.

Tüm yapmanız gereken samimi, içten, alçak gönüllülük, inadınız ve egonuzu bir kenara bırakabilme becerisidir.

Özellikle de size karşı sunulan önerileri göz ardı edip bu durumu eleştiri olarak algılama temayülünüz var ise, kendinizi tamamen tıkar ve kapatırsınız.

Oysa biraz akıllı olabilsek kendimizi açma konusunda, öğrenme hususunda kararımızı ortaya koyabilsek birçok şeyi zor yollardan uzun emeklerle öğrenmek yerine kolaylıkla öğrenebiliriz.

Zaman; egonuzun, gururunuzun, önyargılarınızın, takıntılarınızın üzerine basma zamanı olmalıdır.

Her şartta, her ortamda, her yaşta lütfen kendinizi "öğrenebilmek" için açık tutmayı beceriniz.

Saygılarımla...

 





YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI