Bugun...


Semih Karakoç

facebook-paylas
BİRKAÇ FÜZE YETTİ
Tarih: 13-01-2020 22:45:00 Güncelleme: 13-01-2020 22:45:00


230 mil / saat lazer güdümlü bir Hellfire füzesi ABD ve İran'ı neredeyse tam bir savaşa itmeden önce, iki ülkenin oldukça farklı bir ilişki paylaştığı zamanları hatırlamakta fayda var.

İran'ın üst düzey askeri generali Süleymani’nin yakın zamanda öldürülmesine yol açan kargaşa oluşumu, İngilizler İran'ın petrol rezervlerine girmek için Anglo-Pers Petrol Şirketi'ni kurduktan sonra 1908'e kadar gidiyor. 20.yüzyıl başlarında İngiltere ile yakınlaşmaya başlayan İran, ülkedeki petrolün çıkarılmasında, İngiltere’ye büyük imtiyazlar tanıdı.

Ardından 1909 yılında kurulan İngiliz devlet şirketi olan Anglo-Pers Petrol Şirketi (bu şirket daha sonra petrol tekeli BP olacaktı), İran petrollerini işletmeye başladı. Şirket, kuruluşundan itibaren İran’dan çok büyük kazançlar elde ederken, bekleneceği üzere bu petrol gelirlerinin ancak çok küçük bir kısmı İran’a bırakılmaktaydı. Bugün ise Ortadoğu siyasetin en başarısız liderinin yarattığı korkunç bir tablo var.

 ABD-İran ilişkileri Ortadoğu'da uluslararası bir güvenlik sorunu olmaya devam ediyor. Bu iki ülke arkadaş olabilirdi, ama bunun yerine düşman oldular.

ABD-İran ilişkileri, Donald Trump'ın göreve başlamasından bu yana giderek gerginleşti. Mevcut potansiyel savaşa yol açan gerginliklerin hızla artması tamamen Trump yönetimi tarafından üretildi. Başkan Trump, 2017-2018 yıllarında nükleer program ve uranyum zenginleştirme gibi nedenlerden dolayı İran'a cezai yaptırımları seçti. Global ölçekte petrol ve altın ticaretinde bu ülkeyi hedef gösterdi ve İran’ı çok iyi tanıyan bürokrat şahinlerini yüksek rütbeli pozisyonlara atadı, “Müslüman yasağı” empoze etti İranlıların ABD'yi bile ziyaret etmesini engelleyen, iltihaplı söylemler uyguladı.

Trump'ın İran konusundaki sert duruşuna karşı dünyadaki otoriter liderlere özellikle de Rusya'dan Vladimir Putin ve Kuzey Kore'den Kim Jong Un'a açık ve net bir şekilde hayran kalması ise kayda değer bir noktaydı. İran ile ABD arasında zımni bir ittifak veya ortaklık olduğunu iddia etmek zor ancak mevcut konjonktürde iki ülkenin stratejik menfaatlerinin Bağdat yönetiminin desteklenmesi, Haşdi Şaabi, Esad rejiminin görevde kalması, IŞİD ile mücadele gibi bazı konularda örtüştüğü de ortada. Trump'ın İran politikası ABD müttefiklerine zarar veriyor, düşmanları birbirine yaklaştırıyordu.  

ABD Başkanı Trump’ın bir zamanlar dediği gibi ‘ABD’nin bölgede izlediği politikalar İran’ın güçlenmesine’ katkıda bulunmuş olabilir. Fakat bu sonuç, Amerikan yönetiminin tasarladığı ve istediği bir sonuç değildir. İranlı yetkililerin zaman zaman vurguladığı gibi ABD’nin ve diğer aktörlerin Irak ve Suriye başta olmak üzere bölgede izlediği politikalar ve yaptıkları ‘hatalar’, İran’ın bölgedeki işini kolaylaştırmıştır.

Kasım Süleymani, İran'ın İslami Devrim Muhafızlarının elit Kudüs kuvvet komutanının ölümü, ABD'nin devrimci rejimlere yönelik politikasının tarihsel çılgınlığını vurgulayan bir dönem olarak politika sözlüğüne acı bir hatıra olarak yazıldı.

İran beklenen intikam adımını hemen aktive etti ve ABD üstlerini onlarca balistik füze ile vurdu. Uydu görüntülerinde bu askeri üstlerde önemli hasar olduğu açıkça görülebiliyor. Bu saldırıdan sonra İran nükleer programına geri dönüyor; Irak'taki destekçileri Amerikan birliklerini ülkelerinden çıkarma konusunda artık daha kararlılar.

Bu fiyaskoların ABD için arkası mutlaka gelecektir. Sözü çok politik hale getirmeden basit halk dili ile söyleyelim, İran 25 füze ile ABD gibi bir süper gücün nefesini kesti. Başkan Trump basın toplantısında neredeyse çocuklar gibi ‘’ acımadı ki ‘’ diyecek kadar basitleşti. Ne ilginç dimi füzeyi atanda memnun füzeleri tarafından üstleri vurulanda memnun.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

GAZETEMİZ

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI