bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort alanya escort antalya escort diyarbakır escort
istanbul escort bayan , escort bayan istanbul , şişli escort , kadıköy escort , beylikdüzü escort , sakarya escort escort sakarya
Bugun...


Veysel Ekinci

facebook-paylas
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
Tarih: 06-10-2019 12:14:00 Güncelleme: 06-10-2019 12:14:00


1960 yılında psikolog  Martin Seligman, başta fareler olmak üzere çeşitli hayvanlar üzerinde deneyler yapmıştır. Yine Pavlov’un  köpeklerle deneyi de bu kavramın izahına yardımcı olmuştur.

Seligman,  yaptığı deneyler den sonra vardığı sonuca göre   ‘’öğrenilmiş çaresizlik ‘’ kavramını ortaya atmıştır.

Öğrenilmiş  çaresizlik kısaca; Daha önceki deneyimlerden ve başarısızlıklardan yola çıkarak, bir daha asla yapamam, beceremem, üstesinden gelemem algısına kapılıp, zorluklar karşısında pes edip, çabalamadan teslim olmak manasına gelir.

Bu deneyler hayvanlar üzerinde yapılmış olsa da, insanları ilgilendiren çarpıcı sonuçlara varılmıştır. Geçmişte, insanlar üzerinde bayağı etkili olan bu kavram, günümüzde de  devam ediyor maalesef. Hâlâ bu bire bir şahit oluyoruz.

Belgesellerde gördüğümüz ibretlik olaylar, bizim için uygulamalı, canlı örnekler teşkil ediyor. Kavramın daha iyi anlaşılması için, görseller epey yardımcı oluyor.Bir kartal ve ondan kilo, kanat açıklığı, gaga uzunluğu ve sivriliği yönünden daha üstün olan  akbaba örneğini verebiliriz..Kartal,  bu şartları hâiz bir akbabayı  pençeleri arasına alıp, sessizce götürüyor. Akbaba teslim olmuş , en ufak bir tepki vermiyor, savunma göstermiyor.Oysa ,daha iri pençeleri var, gagası  ile kemikleri kütür kütür kırıp yiyebiliyor. Benzer durumları çoğu kez izledik.

Buna karşın , şahinin,  karga mücadelesini de izledik.Karga zayıf, pençesi etkili değil.Gagaları da şahin kadar keskin değil. Asla pes etmiyordu. Bulduğu her fırsatta , gücü ölçüsünde şahine gagası  ve boşta kalan bir ayağı ile vurmaya çalışıyordu. Nihayetinde  taraflar yaralı ayrıldılar.Şahin de ayağından ciddi yaralar almıştı.

Bu durumu gerek fert bazında, gerekse  toplumlar, hatta ülkeler nezdinde ele alabiliriz.Fert yönünden düşünürsek, ülkemizde ciddi bir hastalık kabul edilebilir. Yapamam, edemem, söyleyemem, mümkün değil, adam güçlü, çevresi var, bela vb. kavramlarla  kendini belli eder. Kişilerin devletle olan ilişkilerinde de bu durum ortaya çıkar.Emniyete,  askeriyeye, valilik makamına, belediyeye, adliyeye vb. gitmekten  son derece çekinirler ve gerekçeler , bahaneler öne sürerler.

Elbette ki bazılarımız için bu çekingenliğin ,  ürkekliğin haklı gerekçeleri vardır.Geçmiş dönemlerde,  bu makamlara giden  insanların acı tecrübeleri olmuştur. Belki dövülmüş,  kovulmuş, belki dışlanmış, belki de haksızlığa uğramışlardır.Tüm bunların negatif etkisiyle,oluşan algı, bu noktaya getirmiş olabilir.

Ülkeler bazında da durum buna benzer. Etkili ve güçlü devletler karşısında sürekli eziklik, çekingenlik, siniklik ve korkaklık göstermek de öğrenilmiş çaresizlikle  açıklanabilir.Geçmişte o ülkenin ekonomik, askeri, ve siyasal gücü ile baş  edemeyenler  teslimiyetçiliği seçmişlerdir.Bir gün olsun onlarla mücadeleyi düşünmemiş, denememiş ve onlarla kendi aleyhlerine anlaşma yolunu seçmişlerdir.

2002 yılında Sayın Erdoğan’ın iktidarı döneminde durum değişmeye başladı.Elbette ki birden olmadı bu hamleler. Zamanla,   sabırla ve planla süreç ilerledi.Ekonomik yönden, gerek silah  ve gerekse siyasi yönden güç kazandıkça   ve bilinçlendikçe ‘’öğrenilmiş çaresizlik’’ ten yavaş  yavaş  çıkılmıştır.

Allah’a  hamdolsun ki, artık  bu algı terk edilmiştir. Cesâret  kazanılmış, cesur, basiretli, imanlı  idâreciler sayesinde epey mesafe kat edilmiştir.

Yine tekrarlıyoruz ki, muhâlefetin tüm engellemelerine rağmen   öğrenilmiş çaresizlikten büyük oranda kurtulduk.Başta Reis’e çok şey borçluyuz ve duacıyız.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

GAZETEMİZ

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI