Bugun...


Veysel Ekinci

facebook-paylas
ŞU EKRAN ŞOVMENLERİ!
Tarih: 19-01-2020 20:13:00 Güncelleme: 19-01-2020 20:13:00


Ben bıktım, gına geldi izlemekten, siz  hala izliyorsunuz ki aynı  kanallar, aynı  kişileri tekrar tekrar çıkartıyorlar ekranlara.

Arz- talep meselesi diyebilirsiniz, ama çoğunluğun  psikolojisini  bozduğu da bir gerçek. Bu yüzden aynı  kişileri, aynı  şartlanmışlıkla, aynı  kin ve öfkeyle, aynı  inat ve kibirle izlemektense, belgesel açıyorum, ya da televizyonu kapatıyorum , bakabildiğim kadar kitap karıştırıyorum.

Bu tartışmalarda , kamuoyunu bilgilendirme amacı yoktur.İzleyenler , aynen tiyatro gibi izliyorlar ve tuttukları  tarafın salvoları  ile ego tatmini yapıp, karşıdan gelen cevaplarla  kahrolup üzülüyorlar. Meselenin özü, bilimsel yönü, gerçeklik payı  asla dile getirilmezken, ortak bir noktada buluşmak da amaç olmamaktadır. Tartışmacıların ya da izleyicilerin, gerçekleri öğrenmek, ya da karşısındakinin  ne dediğini anlamak için çabalamadığını, aksine ,o kişilere nasıl bir kazık soru sormayı, ya da nasıl bir açığını bulup, onu nakavt etmeyi düşündüğü bir gerçektir.

Mesela, Kanal İstanbul, Suriye, Libya, Doğu Akdeniz gibi konularda, konunun uzmanlarının tartışıp ortak bir noktada buluşmaları beklenirken, bunların yerine siyasiler, gazeteciler, araştırmacılar ekranlarda boy gösteriyorlar ve tamamen hamasetle, gürültüyle durum değerlendirmesi yapıyorlar. Bu durum, ülkenin zararına bir hal almış  bulunmaktadır.

Bazen  moderatörlerdeki  kibir, azarlama, ayar verme, ders verme gibi tavırları da rahatlıkla gözlemliyoruz. Karşısındaki  bir bakana, bir profesöre, bir milletvekiline, bir bürokrata rahatlıkla haddini bildirebilmektedir.

Eğer ki bir televizyon programında hep aynı   kişiler, kavga,  hakaret, bağırıp çağırmayla boy gösteriyorlarsa, ne yazık ki, izleyiciler de memnun oluyorlar demektir.

Bazen, dini konular tartışılır, konuklar alakasız, derme çatma kişilerden oluşur. Bu durumda kanalın amacı ,bir gerçeğin ortaya çıkarılmasından ziyade, kavga,dövüş,yüksek volümlü  tartışmalar olur ki, reytingleri artsın, reklam gelirleri çoğalsın.

Elbette ki, az da olsa,görevini adaletle yapmaya çalışan kanallar ve Moderatörler de vardır.

Her şey izleyicide bitiyor, izleyiciye bağlı. Yani onların  bilinci, dikkati, tepkisi,  programları, daha seviyeli  hale getirebilir.

Sinen, saklanan, kendi köşesine kapanan, medeni cesaretten uzak din veya bilim adamlarının, silkelenip, cesurca ortaya çıkmaları lazım. Aksi taktirde meydanları bırakırsanız, başkaları doldurur ve halkı  yanlış yönlere kanalize edebilirler.Böyle de oluyor zaten.

İktidara da fazlasıyla görev düşüyor bu konuda. Siyasi olmayan konularda, konuların uzmanları vasıtası  ile halk bilgilendirilmelidir. Nedenleri, gerekçeleri, artısı, eksisi, avantajları, dezavantajları  ve sonuçları etraflıca kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Halkı  ikna edemezseniz, şovmenlerin gazı ile harekete geçen bir kitle bulursunuz karşınızda.

Her konunun  muhatabı , Sayın Cumhurbaşkanı olmamalıdır.Bakanlar, bürokratlar, belediye başkanları, kuracakları ekip, kurullarla milleti aydınlatmalıdırlar..Demek ki eksik ya da yetersiz kalıyorlar ki, Cumhurbaşkanı  devreye girmek zorunda kalıyor.Koyun elinizi taşın altına, biraz inisiyatif alın.

Asıl önemlisi halka ulaşın, halkla aranıza duvar örmeyin, ilk elden temas edin. Göreceksiniz halk gerçekleri kavrayacak ve size yardımcı olacaktır. Denemekte fayda var. Aracılardan elde edilecek bilgiler, su katılmış süt gibi olur. Kaynaklara inin artık.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

GAZETEMİZ

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI