MALİ… YE!

Şimdi devam ediyor mu bilmiyorum; daha önceden elden “Maliye Gazetesi” satılırdı.  Kravatlı, takım elbiseli iki genç ; ellerinde çanta ile iş yerlerine girerler, çantada bulunan gazeteyi satarlardı.  Çoğu kere de şehit yakınlarına,  yetimlere gidiyor gelirleri derlerdi.  Bir gün birinden şöyle bir söz dinlemiştim: Esnafa giriyoruz, boynumuzda kart asılı; iyi günler, biz Maliye Gazetesi satıyoruz demek […]

Yayınlama: 21.12.2023
A+
A-

Şimdi devam ediyor mu bilmiyorum; daha önceden elden “Maliye Gazetesi” satılırdı.

 Kravatlı, takım elbiseli iki genç ; ellerinde çanta ile iş yerlerine girerler, çantada bulunan gazeteyi satarlardı.

 Çoğu kere de şehit yakınlarına,  yetimlere gidiyor gelirleri derlerdi.

 Bir gün birinden şöyle bir söz dinlemiştim: Esnafa giriyoruz, boynumuzda kart asılı; iyi günler, biz Maliye Gazetesi satıyoruz demek istiyoruz…

Daha ağzımızdan “Mali”.. demeden hemen esnaf: hoş geldiniz, buyurun oturun, çay kahve ne alırsınız , işler  şöyle kötü,  kirayı veremiyoruz, siftahsız kapatıyoruz, inanın memur bey diye yakınıp duruyor.

 Oysa beni dinleseydi, maliye gazetesi satıyorum diyecektim.

 Esnafımızın  çoğu kurallara uymadığı, prosedürleri yerine getirmediği, gayri resmi çalıştığı, vergi kaçırma yolları aradığı için hatasını ve suçunu biliyor, maliye kelimesinin devamını bile dinlemiyor; çünkü bir anda eksik, yanlış ve hataları karşısında kesilecek cezaya odaklanıyor.

 Bu durumu fırsata çevirenler de oluyor. Adam maliyeci geldiği algısıyla hareket ederken,  sevk irsaliyesi, fatura; evrakları görelim deyip rüşvet alabiliyor.

 Hala, devlet kurumlarından çekiniyoruz. Bunun önemli bir nedeni:  geçmişte yaşanan kimi tatsız hadiselerdir.

 Bir diğer önemli nedeni: hakkımızı, hukukumuzu bilememizdir. Hak rama  acziyetimizdir.

 Hala devlet kurumlarına girmeye, bir yetkili ya da idareci ile karşılaşmaya, emniyet, karakol, hastane, adliyeye gitmeye cesaret edemiyoruz, çekiniyoruz,  kendimizde kusur arıyoruz.

 Oysa bu kurumlar hepimizin, bu kurumları idare edenler, ya da memurlar senin, benim, O’nun çocuğudur, evladıdır.

Kurumlarımızla, sadece ihtiyacımız, sıkıntımız, sorunumuz olduğu zaman irtibat kuruyoruz; tabiki sıkıntılı anlarda irtibat kurduğumuz için soğuk ve ürpertici geliyor.

Oysa normal şartlarda ve zamanlarda , kurumlarla irtibat kurulsa, diyaloglar gelişse, işbirliği yapılsa, kurum ve kuruluşlar benimsense hiç bir sorun olmaz.

 Haklarımızı bilelim, demokratik sistemde her kurumun ve kişinin belirli ve sınırlanmış yetkisi vardır .

Yaptırım gücü ve ceza verme gücü vardır. Bireylerin de kendini, savunma, ifade etme, hakkını  arama yetkisi vardır.

Hakkımızı, hukukumuzu, sınırlarımızı, görevimizi, başkalarının sınırlarını iyi bilmek, saygılı olmak medeni bir toplum olmanın gerekleridir.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.