ARABAYA MI KADINA MI?

 Fuarlarda, reklamlarda lüks araba tanıtımı, reklamı yapılır; arabanın ön tarafına yaslanmış, bacağının birini bükmüş, diğerini az geriye atmış dekolte giyimli, hem bacağının hem de üst kısmının yüzde doksanı açık  cazibeli bir bayan; arabadan önce göze çarpar, dikkatleri çeker.  İnsanlar bir ihtiyaç, bir araç, bir mal olarak arabaya bakmak, tanımak, mümkünse almak isterler. Satıcılar da tüm […]

Yayınlama: 08.03.2022
A+
A-

 Fuarlarda, reklamlarda lüks araba tanıtımı, reklamı yapılır; arabanın ön tarafına yaslanmış, bacağının birini bükmüş, diğerini az geriye atmış dekolte giyimli, hem bacağının hem de üst kısmının yüzde doksanı açık  cazibeli bir bayan; arabadan önce göze çarpar, dikkatleri çeker.

 İnsanlar bir ihtiyaç, bir araç, bir mal olarak arabaya bakmak, tanımak, mümkünse almak isterler. Satıcılar da tüm dikkatleri arabaya çekmek için yoğun çaba gösterirler.

 Ama yanlış bir yöntem izleniyor. Dikkatler daha çok arabanın yanındaki bayanın dekolte, transparan , makyajlı fiziğine ve albenisine odaklanıyor.

 Pekâlâ insanlar, arabaya bakmaya mı geldiler, kadına mı?

  Satıcı şunu diyebilir: Ben böyle bir bayanla arabamı çok sayıda kişinin görmesini, ikna olmasını,  gerçekleştiriyorum. Ben maddi karıma, kazancıma bakarım diyebilir.

 Kadın da, ben işimi yapıyorum, profesyonelim, geçimimi sağlıyorum şeklinde izahat yapabilir.

 Sen arabanı sat, sen de paranı kazan ama, bu işi bedenini, cinselliğini, mahremini, özelini insanların hayvani hislerle bakışlarına  sunarak değil!

 Araba tanıtımı yap, bilgi ver, ikna et, satışı artır ve paranı kazan.

 Kadın bir metağ, bir araç, bir köle, bir sarhoşa meze değildir.

 Çağdaşlık adına televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medyada kadınlar tahrik ediliyor, kışkırtılıyor, eş kavramından uzaklaştırılıyor.

 Benim bedenim, istediğim gibi kullanırım, özgürüm, namus kavramı  bedenle ilgili değil, çocuk yapmam, evlenip erkek kahrı çekmem, kısıtlanamam, kendi ayaklarım üzerinde dururum.

 Bunun sonucunda aile mefhumu da ortadan kalkıyor; dağınık aile bireyleri, akrabalık bağı olmayan, hiç bir dini , ahlaki ve toplumsal değer yargıları olmayan dağınık yaşam tarzları ortaya çıkıyor.

 Kışkırtılan, lükse özendirilen, uyuşturucuya alıştırılan kolay kazanç yollarına saptırılan kadınların, genç kızların içler acısı durumlarına sık sık şahit oluyoruz, ekranlarda görüyoruz.

 Nihayetinde dağılan aile yapısı sonucunda, toplum dejenere oluyor, devlet kaosa sürükleniyor, huzur bulunamıyor.

 Oysa kadın ya bir evlat, ya bir  kardeş, bir anne , bir eş veya insandır.

 Öncelikle bir insan, bir birey, Allah’ın yarattığı bir kuldur.

 Allah, kadınlara ve  erkeklere farklı haklar, farklı kabiliyetler, farklı meziyetler,  vermiş , bu özelliklere bağlı olarak, sorumluluklar yüklemiştir.

  Bir inanan, bir  müslüman olarak; madem ki Allah’ın dinine tabi olmuşuz, O’nun kurallarına ve kaidelerine uymak zorundayız. En güzel, en doğru, en uygun, en isabetli yolun Allah’ın yolu olduğunu itirazsız,  şeksiz, şüphesiz kabul eder, uyarız.

  Yüce kitabımıza ve Peygamberimiz’in(as) yaşantısına ve sözlerine baktığımızda kadınların ve erkeklerin hakları, hukukları, yükümlülükleri, görevleri ve statüleri belirlenmiş ve kayıt altına alınmışlardır.

 Genel anlamıyla yönetim; değişik hikmet ve nedenlere bağlı olarak  erkeklere verilmiştir.

 Gerek fiziki, gerek psikolojik, gerek vicdani duygular, ruh yapısı, çocuk sahibi olabilme gibi farklılıklardan dolayı kadın ve erkeği bir elmanın yarısı gibi iki eşit parça olarak düşünemezsiniz.

 Farklı yetenekleri, meziyetleri, ruh yapılarına bağlı olarak hak ve sorumlulukları olup birbirini tamamlayan, hayatın, ailenin ve insanlığın devam etmesini sağlayan iki değerli ve kıymetli bireydir.

Günümüzde , geleneksel, yöresel , kaba, vahşi tutum ve davranışları dine maletmek  de ayrı bir cehalet ve zırvalıktır.

Kapitalist düzenin kullandığı, bir araç, alet, mal gibi gördüğü, şehvetine ve emeklerine hizmetçi ettiği kadınları bazı günler adı altında kandırıyor, göz boyama yapıyorlar.

  Kadın olsun erkek olsun, birbirinin düşmanı değil, olmazsa olmaz varlıklardır. Birbirinin can simidi, kurtarıcısı, yardımcısı, can suyudurlar.

  Bize göre kadının her an ve yılı, günü aynıdır. Her zaman aynı değerdedir.

 Ne 8 şubatla sınırlıdır kadın hakkı, ne belirli bir zamanda.

 Allah’ın yarattığı kullara verilen değer bir zamana sığdırılamaz.

 Tüm günleri kadınlar günü kabul ederek, saygılarımızı, sunuyoruz. Hayırlı ömürler diliyoruz.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.