PEYNİR EKMEK Mİ İSRAİL Mİ?

 Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gıda ve temel ihtiyaç sıkıntısı olduğu bilinen bir gerçek.  Hemen herkes bu durumun farkında ve sebeplerini de biliyor.  Hükümetin savunma, teknoloji, alt yapı ve daha nice  hayati projelere imza attığını da görüyor, takip ediyor.   Ne yazık ki orta sınıfın geçim sıkıntısı tüm bu hizmetlerin üstünü örtüyor.   Ne […]

Yayınlama: 26.05.2022
A+
A-

 Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gıda ve temel ihtiyaç sıkıntısı olduğu bilinen bir gerçek.
 Hemen herkes bu durumun farkında ve sebeplerini de biliyor.
 Hükümetin savunma, teknoloji, alt yapı ve daha nice  hayati projelere imza attığını da görüyor, takip ediyor.
  Ne yazık ki orta sınıfın geçim sıkıntısı tüm bu hizmetlerin üstünü örtüyor.
  Ne kadar eserler ortaya koyarsanız koyun; insanların karnı doymaz, kirasını veremez, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz sa, ihtiyaç sahibi nezdinde hiç bir kıymeti yoktur.
 Hükümetin istifa etmesini ister, hatta seçimde tekrar iktidara getirmez.
 Tüm bu kadar kızgınlıklara rağmen, alternatif bir iktidar bulamaz; istemese de aynı iktidarı tekrar yönetime getirir.
 Türkiye’de maalesef, iktidar alternatifi bir lider ve kadro yetişemiyor. Bunun ana nedeni; bağlı oldukları, katı kurallarla takip ettikleri geleneksel, korumacı, baskıcı, ayrıştırıcı, tepeden bakmacı, kemikleşmiş, köhneleşmiş bir yapıya, bir sisteme  sıkı sıkıya bağlı olmalarıdır.
 Kendilerini bu derin cendere  içerisine, dar  bir ufka hapsetmeleri en büyük handikaplarıdır.
 Bu yüzden ilerliyemiyor,  gelişemiyor, kucaklayıcı olamıyorlar, halk için bir iktidar alternatifi olamıyorlar.
 Gelelim konumuza:
 Dünyada, mevcut şartlarda hiç bir ülkenin ikili ilişkileri stabil ve sürekli aynı yönde devam etmiyor. 
Ya çıkarlar çatışıyor, ya ekonomik ve ticari rekabetler oluyor, ya sınır anlaşmazlıkları oluyor; veya bölgesel ittifaklara dahil  olma teşebbüsü  sonucunda, aralarında barış ve ikili ilişkiler olan iki ülke bir anda birbirlerinin düşmanı olabiliyorlar.
 Buna, bir de dini ayrışmaları ve dindaşları veya mezhep yakınlığına dayalı saflaşmaları eklemek gerekir.
 Başta da bahsettiğimiz gibi, ülkeler arasında mevcut şartlara, dünya konjonktürüne bağlı olarak ikili ilişkiler kuruluyor veya bu ilişkiler zamanla bozularak, düşman kamplarda yer alınıyor, savaş durumuna  geçilebiliniyor.
 Burada dengeleri lehinize çevirmenizin yegane şartı; ekonomik ve savunma sanayi yönünden güçlü olmanızdır. Bu sayede  dış güçlere karşı baskın, başat bir aktör olup çıkarlarınızı koruyabilirsiniz.
 Tüm bunlara rağmen; en güçlü devlet bile çıkarları doğrultusunda sık sık strateji ve plan değişikliğine gidebilmekte, düne kadar dost kabul ettiği ülke ile ilişkileri bozabilmekte; düşman kabul ettikleri ile yeniden ilişkiler kurabilmektedirler.
 Dünyada çarklar bu şekilde dönüyor, oyunlar bu şekilde oynanıyor. Yani pragmatik bir yöntem benimseniyor.
 Çoğu haklı olduğumuz nedenlerle sınırımızdaki, bölgemizdeki kimi devletlerle aramız bozulmuş, düşmanca ortam doğmuştu.
 Buna ilaveten dini bağımız olan, ya da dini düşmanlığımız olan ülkelerle de zaman zaman ilişkiler gerilmiş, karşılıklı olarak düşmanca söylemler ve davranışlar sergilenmiştir.
 Yunanistan, Irak, Suriye, Ermenistan gibi ülkelerle sınır; İsrail ile dinî, ABD, Rusya ve Batı ülkeleri ile bölgesel çıkarlar, Doğu Avrupa ve Çin  ile etnik  baskılar ve soykırım; müslüman ülkelerle; bu ülkelerin liderlerine Batı’nın ve güçlü ülkelerin baskısıyla olan olumsuz ilişkiler; günümüzde öne çıkan ana konulardır.
 Tüm bu sorunların ülkemiz ekonomisine, halkın geçim kaynağına ve temel ihtiyaç maddelerine olumsuz etki ettiği kesindir.
 Dış sorunların yanında, içte halkın olumsuz ve dayanılmaz bir sıkıntıyla karşı karşıya kalması; bir iktidarın en zor anı, iktidardan düşmesi için en temel gerekçedir. Açlıkla ve ihtiyaçları ile boğuşan bir topluma; yaptığınız hiç bir hizmeti anlatamazsınız,  destek bulamazsınız.
 Hükümetin ve liderinin, tüm dünyanın yaptığı gibi  pragmatik davranması gerekir. 
 Düşmanlıklar yerine, yeniden ikili ilişkiler ve dostluklar (!) kurmak zorundasınız.
 Bağımsızlığınız, inancınız ve onurunuzdan taviz vermeden  bu adımları  atmak durumundasınız.
 Ne zaman ki, içte  birlik ve beraberliği sağladınız, ekonomik, teknolojik ve savunma yönünden güce eriştiniz; işte o zaman her türlü haklarınızı almak için hamle yaparsınız. Soğumaya bıraktığınız ve asla vazgeçemeyeceğiniz  davalar için yeniden atağa geçersiniz.
   Hükümeti, dini ve manevî  kimi konularda eleştirenler, geri adım atmakla suçlayanlar, söylediği sözden geri atmakla suçlayanlara sormak lazım: 
  Siz deyin ki;  biz peynir ekmekle yetiniriz, yeter ki ülkemiz düzlüğe çıksın, güçlensin derseniz; hükümet her sözünün arkasında kararlılıkla dursun!
 Yok eğer bu nedenlerle hükümeti düşürmek istiyorsanız; o zaman atılan geri adımlara da itiraz hakkınız olamaz.
 Ya peynir ekmeğe razıyız deyin, ya da İsrail’le yapılan ekonomik anlaşmalara ses çıkarmayın. Dünyaya ve dünya şartlarına gerçekçi bakın!

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.