ADAB-I MUAŞERET OLMAZSA OLMAZIMIZDIR

İnsanoğlu doğuştan itibaren kendini toplum içinde bulur. Ebeveyni olan insanlar (Anne baba) onu gelecekteki hayata hazırlamak için önce beslenmesini daha sonra sağlığını korumasını sağlamak için tedbirler alır. Bunlar hayatta kalması, hayata tutunabilmesi için vazgeçilmez hizmetlerdir. Zira en geç olgunlaşan ve kendi kendine yeterli hale gelen canlı insandır. Bunları yapan anne baba evladının gelecekte başkalarına muhtaç […]

Yayınlama: 02.01.2023
A+
A-

İnsanoğlu doğuştan itibaren kendini toplum içinde bulur. Ebeveyni olan insanlar (Anne baba) onu gelecekteki hayata hazırlamak için önce beslenmesini daha sonra sağlığını korumasını sağlamak için tedbirler alır.

Bunlar hayatta kalması, hayata tutunabilmesi için vazgeçilmez hizmetlerdir. Zira en geç olgunlaşan ve kendi kendine yeterli hale gelen canlı insandır. Bunları yapan anne baba evladının gelecekte başkalarına muhtaç olmaması ve kendi ihtiyaçlarını karşılayan biri olması için ona eğitim öğretim imkanları da sağlarlar.

Bunlar insanın toplum içinde başkalarına muhtaç olmadan kendi ihtiyaçlarını kendisi temin ederek hayata tutunması için verilen emeklerdir. Bu emekler verilmez ise insan aciz, muhtaç, kınanan, toplum nazarında kabul görmeyen, takdir edilmeyen bir varlık olarak kabul edilir.

Ne diyordu şair

Çalış da yırtıcı aslan kesil behey miskin

Niçin kötürüm tilki gibi olmak istersin

Elin kolun tutuyorken çalış kazanmaya bak

Ki artığınla geçinsin senin de bir yatalak

Veya

Kim çalışıp kazanmazsa bir ekmek parası

Dostunun yüz karası düşmanının maskarası

Şair doğruyu söylüyor, adam olan çalışır meslek sahibi olur rızkını kazanır daha da ilerisi başkalarına yardımcı olursa takdir görür, tebrik edilir aynı zamanda sevap kazanılarak insanın hayırlısı insana hayrı dokunandır müjdesine nail olur.

Bu eylemler insanı hayata hazırlamak, hayatta başarılı tutmak için faydalı ve vazgeçilmez gayret ve çalışmalardır. Bir de insanı hayatta nezaketli, düzenli, kibar, takdir gören durumuna getiren adabı muaşeret (Görgü kuralları) denen kurallar vardır. Sanırım toplum ve devlet olarak bu kuralları çok önemli olduğu halde önemsiz görerek es geçiyor, görmezden geliyor gereksizmiş gibi gündemimizde tutmuyoruz.

Bunlara bazı misaller verecek olur isek

Devletin, belediyenin insanların yürümesi için yaptığı yollar var iken insanların 3 metre yakın diyerek dikenli, taşlı yollardan yürümesi.

Trafik lambalarının bulunduğu geçiş yerlerinde yayaların ve sürücülerin ışıklara göre değil de yolun boş olduğuna bakarak geçiş yapması.

Çok ya da az insanın katıldığı, sırayla konuşma yapılan ortamlarda insanların sıraya riayet etmeden, söz almadan ve belirlenen süreden uzun konuşması.

Otobüs ya da minibüs gibi toplu taşıma araçlarından durakların dışında inmeye çalışması.

Davet edildiği, mutlaka katılıp katılmayacağını bildirmesi istenen toplantıya katılım durumunu haber vermemesi, bir kişi davet edilmiş iken birden fazla katılması.

Randevusuna devamlı geç gelmesi.

Toplantıda söz hakkı almadan ve idareciyi dinlemeden konuşmaya çalışması.

Kendine tanınan konuşma süresini aşıp kendinden sonra konuşacak olana zaman bırakmaması.

Bir konuda söz verirken sözü yerine getireceğinin hesabını yapmadan söz vermesi, yerine getiremediği söz için özür dileme nezaketi göstermemesi.

Tarla ya da iş kıyafeti ile resmi toplantılara katılması.

Toplu yemek ve kahvaltılarda misafirden önce yemeye başlaması.

Kılık kıyafeti, saçı sakalı darmadağın iken topluma ve cami cemaatine katılması.

Sanırım bu konular biraz da toplumda kendiliğinden öğrenilir anlayışı ile dikkat etmediğimiz ama; mutlaka üzerinde durmamız, ilkokuldan başlayarak orta ve yüksek öğretimde devam etmesi gereken, insanı insan yapan adap kurallarıdır. Ne edip edip devlet olarak, sivil toplum olarak bu konuya eğilmeli, gündemimize alıp telafisi için harekete geçmeliyiz diyorum.

Selam ve dua ile

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.