ALLAH’A KAFA TUTAN MÜSLÜMANLAR!

Her zaman, Allah’ı inkar edenleri ya da gönderdiği dini ya kabul etmeyen, ya da yaşamayanları isyankar, kâfir, zındık, münafık gibi sözlerle tanımladık.  Pekala, ateşli din savunucularını, Allah’ı dilinden düşürmeyenleri, müslümanlığı kendi bakış açıları ve göreneklerine indirgeyenleri hiç analiz yapıp, değerlendirmeye tabi tuttuk mu?   Öyle ya, barış, hak ve adaletin temel taşlarını döşeyen bir dinin […]

Yayınlama: 17.06.2021
A+
A-

Her zaman, Allah’ı inkar edenleri ya da gönderdiği dini ya kabul etmeyen, ya da yaşamayanları isyankar, kâfir, zındık, münafık gibi sözlerle tanımladık.
 Pekala, ateşli din savunucularını, Allah’ı dilinden düşürmeyenleri, müslümanlığı kendi bakış açıları ve göreneklerine indirgeyenleri hiç analiz yapıp, değerlendirmeye tabi tuttuk mu?
  Öyle ya, barış, hak ve adaletin temel taşlarını döşeyen bir dinin mensuplarından oluşan toplumlarda adalet, ahlak, huzur, başarı, güven, ilerleme, mutluluk gibi değerlerin tavan yapması gerekirdi.
  Pekala, bu kadar erdemleri, fazileti, güzellikleri, onur, haysiyeti, şerefi, içerisinde barındıran bir dinin mensupları neden huzursuz, neden güvensiz, neden ahlaksız, neden isyankar, neden zalim bir hayat tarzı içerisinde debelenip duruyorlar?
 Öncelikle bilinmelidir ki; Yüce Mevla’ya kafa tutuyorlar. Hem, bizi yaratan Halıkımız deyip sürekli şehadet ve tevhit  vurgusu yapacaksınız; dinini kabul edeceksiniz, hem de farkında olarak veya olmayarak O’nun iradesine ipotek koymaya çalışacaksınız!
  Koskoca bir sistemi bir kaç ritüele, yüzeyselliğe indirgeyeceksiniz!
Yaratıcı’ya kafa tutuyorsunuz! Ya cahillikten, ya gözlerinizin kinle bürünmesinden ya da ahlaksızlıktan…
 Müslüman olduğunu iddia eden bir toplumun en büyük hastalığı “HASETLİK” ve “KISKANÇLIK” tır. Bunlar da kişiye hastalık olarak yeter de, artar da.
  Diğer  felç eden hastalıklar: haksızlık, hile ve desisedir.
  Bu değerleri alınmış bir dini sistem anlamsızlaşmış,toplumlar yozlaşmış, bataklığa dönüşmüştür.
 Mesela hasetlik, kıskançlık şiddetle yasaklanmış, insanlar uyarılmış; tehlikesi ateşle eş tutulmuş.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:”Haset; ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi, bütün iyilikleri, güzellikleri yer bitirir” buyurarak tehlikeyi haber veriyor.
  Yine, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de sayısız ayetlerde, Allahuteala’nın dilediğine mal ve imkânları fazla verdiği, dilediğine az verdiği, böylelikle imtihana, sınava tabi tuttuğu bildirilmektedir.
 Pekala, soru şu: Madem ki Yaratan dilediği kuluna farklı imkanlar, mallar, mülkler, makamlar, fiziki ve ahlaki güzellikler vermiş, o kulunu bu şekilde sınava tabi tutmuş; bakalım bu imkânlar karşısında nasıl bir davranış sergileyecek, başarısı nasıl olacak diye.
 O zaman, neden yegane irade sahibinin tasarrufuna itiraz edersin? Haşa, iradesine ipotek koymaya kalkarsın? Açıkçası” Neden bu kuluna bunları verdin, neden benim yok, bana neden vermedin diye cahil, zavallı cesareti gösterirsin?
 Kardeşini, komşusunu, aynı ortamları paylaşan diğer insanları sevmeyen, onlarla kardeşçe, barışçıl yöntemlerle yaşayamayan bir toplumun dinle bağları kopmuştur, kokuşmuştur,kaos içerisindedir.
 Hiç kimse,kendi oluşturduğu ve kurduğu düzeni din yerine koyup, kimseyi aldatmaya ve o dini karalayıp kötü göstermeye çalışmasın!
  İnsan hayıflanıyor; böyle mükemmel bir dinin müntesiplerinin düştüğü acziyet ve rezaletleri görünce.
 Sevmeden müslüman olamazsınız. Empati yapmadan,kendiniz için istediğinizi kardeşiniz için de istemeden bu sistemi ayakta tutamazsınız.
 Komşusunun bağına, bahçesine, arabasına, evine, bulunduğu makama hasetlik eden kıskançlık gösteren hem kendisini hasta eder, hem karşısındakini ve hem de toplumda huzursuzluk kaynağı olur.
 Be hey ahmak! Aferin, maşallah, ne güzel diyemez misin?Allah’ım daim etsin, hayırlı olsun demek için dilin, güzel bakmak için gözlerin itiraz mı, isyan mı ediyor?
 Maalesef, böyle kötü duyguların ve davranışların esiri olmuş bir toplum olduk. Medeniyeti yakalayamamız, huzursuz oluşumuz, güvensizlik, bu gerçeğin en önemli göstergeleridir.
 Kimseyi aldatmayalım, din diye yaşadığımız bizlerin uydurduklarından ibarettir.
 Elbette ki, dosdoğru yolda olup, Allah’a ve dinine bağlı bir hayat sürdürenler vardır. Onlar konumuz açısından istisnadırlar ve selamlar olsun.
 Herkes silkelensin, özüne dönsün, değerlerini ve bakış açılarını değiştirsinler!
 Aksi takdirde dünya-ahiret rezil- rüsvay olmak kaçınılmaz olacaktır.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.